OFF Julia
Kadın durdu öylece baktı gözlerimin rengi sararmış bebeklerine. Dudağında uçuk kırmızı ruju, elinde tüttürdüğü sigarası, mavi Jean ve gözünde ki iki damla yaşı ile duran o kadın karşımdaydı…
Elimi uzatsam ya avutacaktım onu ya da yiyecektim tokatı. Evet; etkilenmiştim ondan ama korktum… Suretimin sarıya boyandığı kum taneleri arasında arkama bakmadan yürüdüm. Karşıda koca bir liman; benim derdim oldu feryat figan…
Yalnız değildim bu sefer o da geldi benimle, adımlarımızı saydım…
Kadın bana bakıyor ben ona; birbirimizi hiç tanımayan siluetimiz gurubu bilinmeyen bir kanla süzüyordu biçimsizliğimizi….
O kadın sanki koca bir milletti karşımda; bense koca bir hiç.
Koca millet beni izliyor; bende hiçliğime rağmen koca milleti… Bir savaş açılsa biliyorum nutkum tutulur ve kala kalırdım orda…
İlk kez gördüğüm bu beden hayatınım içinde sanki yıllarıdır ya vardı ya da o bir deniz kızı olmalıydı. Bir anda o denizkızının dudakları dudaklarımdaydı… Kalp atışlarımın hızlandığını fark ettim. Liseli bir genç gibiydim… Bir anda unutmuştum her şeyi… Her şey bende fakat ben nerdeydim? Kim bilir…Aşk varsa sevişmek olacaktı elbet…
Tuhaf…
Hiç duymadığım bir müzik çalıyor kulaklarımda,Rodrigo’s Guitar Concerto’sunu anımsatıyor biraz.Kapılıp gittiğim dakikalar öylesine büyüleyici ki kapıldığım kadın mı; yoksa kadında ki kendim mi bilemedim… Bildiğim tek şey duyduğum sıra dışı müzik… Dünyanın dört bir tarafından alkışlara boğulan müzisyenler gelse bile; eminim çözemezdi o notaların sırrını.
O an üzerinde durduğum 65 kiloluk et yığını bana ait değildi. Bedenimin orda olması gerçeği benimle inat ede dursun ben orda değilim.
O kadın da orda değildi…
İmkânsızdı…
Biz orda olamazdık bu gözler ve kendimizden geçmiş ruhumuz o yeryüzünde hesaplaşamazdı. Biz dayanamadık ve yükseldik gökyüzünde yüz ölçümü henüz keşfedilememiş yerlere…
Dudaklarımdan çıkan her kelime titrek… Söylemek istediğim ve söylediklerim arasında duran pişman ve kararsız tavırlar ilk kez yaşanılan bu absürt duyguların esiri… Ağzımın içi ıslak… İçinde çayın yarım kaldığı bir çay bardağında kaybolduğum o an az önce de söyledim ya; tuhaf çok tuhaf…
Anlamına paha biçmek mümkün değil sanki…
Düşünüp durdum rakımı belli olmayacak kadar yükseklerde bir taraflarda. Ve istedim; bu an hiç bitmesin istedim…
Beni cezbeden egolarımı okşayan saliseler akıp giderken; hızını seçemedim akrep ve yelkovanın;
İstedim bu zaman hiç bitmesin istedim. Ama bitecekti, bitmeliydi…
Durdum baktım bir sağa birde sola…
Ve birden düşüncelerim düşünce doğurdu. Ben orada bir başıma değildim… Onun gözlerine baktım, oda benim gözlerime ve bakışlarımız konuşmaya başladı;
Aklımda olan her şeyi unutup; sezilmiş geleceğin telaşı sardı bizi..Ya duracaktık devam edecektik gökyüzünde kalmaya; ya da inecek yer yüzüne savaş açacaktık bizi kıskanan insanlara…Çivisi çıkmış dünyada ki yalancılıklara, bu gün var olan ama yarın yalana bürünen sahtekarlıklara…Savulun biz gelebiliriz aşkımızdan aldığımız güç ile size savaş açmaya…
Bizim dışımızda kalanların aşkı yatak odalarında sonlanırken biz farkındayız ki tarifi mümkün olmayacak olan bu duygular efsane olacak kıvamdalar…
Garson geldi bir şeyler içer misiniz diye sordu. İnce belli bir bardakta demli bir çay istiyorum dedi o devasa kadın. Nasıl zevk alıyorsun bir yudum bardaktan diye sordum oda zevk meselesi dedi ve sustu…
Az önce yürüdüğümüz sahil kenarına baktık ikimizde, kumların ışıltısı vuruyordu yüzümüze. Hiç kimse yoktu orada sadece biz vardık, o şehrin hengâmesinden kaçıp geldiğimiz kahvehane her şeyi konuşabilmek için yeter artar üzerine huzur hediye edebilirdi bize.
İlk adımı gene ondan bekledim. Zaten benim alışa geldiğim bir durumdu bu; erkek olmama rağmen hep karşımdaki kadınlardan beklerim ilk adımı. Uzun sürmez etkilemişsem karşımdakinden öyle şeyler yaşatırım ki ona hayatında kalmam için dua etmeye başlar… Ve umduğum oldu bana hayatımda kaç kişi olduğunu sordu. Bu kadar popüler birinin onlarca sevgilisi olmalı dedi.
-“Hayır, yok; hayatımda kimse yok” dedim.
Yalan dedi… Hiç bir şey söylemedim zaten söyleme cesaretimde yoktu…
Elini uzattı; masanın üzerinde duran elimi tuttu. Ya ben hiç kimse tutmamış benim elimi bu zamana kadar ya da o kadın diğerlerinden farklıydı. Kalbimin atışı karşı sahile vuracak kadar şiddetliyken duyduğum huzur bedeline paha biçilemeyecek kadar kutsaldı…
Birden bana “bunu hep yapar mısın? “dedi.”Neyi” diye sordum. “İlk gördüğün kadını öpmek âdetin mi senin?” Dedi. Öylesine utandım ki yüzüm kızardı yutkundum ve az önceki sessizliğimi yitirerek “ben daha önce hiçbir kadını öpmedim ki seni öptüğüm gibi” dedim. Gülümsedi…
Aşk ı ilk kez bu kadar derinlerde hissettim ve inanması güç benim için ama içimden onun hayatımda kalması için dua etmeye başladım. İçim hiç böylesine huzurla dolmadı.Kendini tanıyamamak bu olsa gerek.
Araya dakikaların girdiği bir sessizlik sona erdikten sonra konuşmaya başladık.
Konuştuk; daha doğrusu o konuştu ben dinledim… Gözlerine baktım; dişlerimi kapattım o konuştu ben ağzımı kapattım.
Bana yaşadıklarını anlatı. Yaşadıklarımı sordu baktım gözlerine sanki çok derin bir çukura bakar gibi sustum ve sadece baktım ona… Neden konuşmuyorsun diye sordu ‘durdum öylece…
Dayamadığından mı bilinmez sessizliğime, saat epeyce ilerlemişti zaten. Kalkalım artık dedi ve elimi tuttu. Sanki içimdeki beni anlarcasına sarıldı kaburgalarımı kırarcasına, çıktık mekândan ve
YILLARDIR BİRLİKTEYMİŞCESİNE KARIŞTIK ŞEHRİN KALABALIĞINA…
___Julia♥
K ardiyologlar bile çare bulamıyor bu acıya !
Ö rdüğün ağlar karşımda Julia
R akı balıkta paklamıyor artık
E lim el’in üstünde Julia
B eni bensiz bıraktın ya
E lbet bu kaçış son bulacak Julia..
Emrah Sağlam.


yine süper emrah kardeşim.bu harika yazıyı paylaşmak isterim profilimde gerçi herkese davet attım ama bu yazı çok güzel….bunu herkesin okuması ve bu romanın tamamının yayınlanmasını sabırsızlıkla beklemeye başlamasını isterim..ben de dahil..:) eline yüreğine sağlık
emrah bugune kadar okuduklarımın içinde en gerçekci olanı buydu paylaştıgın için tşk…….:)))
KardeŞim o kaDın heR kimSe..we yazı heR kimeySe..we ne seBepleYse…artıq hiç meraq eTmiorum bile=)önCe yüreğine..sonRa sana mucizevi şeyler hissettiren heRhanqi ßiRine..teşekkürlerimle;-))”tepeLe”..x)