Sen şimdi benden utanıyorsun ya yarın senin ne yaşayacağın belli değil.

Unutursam bu günü, yarın olunca fısılda.
Sol yanım.
Yara yara…🍃

Kapıdan yüzüme doğru yüzüme doğru baktı, tüm yorgunluğumu sanki kanepenin üzerine gömmüş umursamaz tavırla süzdüm gözlerini. Gel sarıl dedi içimden bir ses, gövdem bütünleşmişken yer dibiyle, gelip çıkarmasını istedim bu kuyudan. Ettiğimiz kavgayı unuttum. O da unutmuş olmalı, yan koltuğa oturur diye düşündüm, yanıldım. Üç adım attı, dizlerini yere vurdu, elleri ile başımı tuttu, iki kaşımın ortasından öptü. Öyle iyi geldi ki, nefes aldım. Gökyüzünü gördüm. Fakat hiç iyi gelmiş gibi yapmadım. Hızla kalktım olduğum yerden,  televizyonu kapattım, ışığı söndürdüm, odama yürüyüp kapıyı çarptım.

#gönlündegönül

Kurup duruyorum içimde, birinin gönlünde gönül olmak çok telaşlı amma ne güzel iş. Bu kadar gelmişken ona, birden bıçak gibi kesen bu katletmelere ne densin peki… Anlatayım.

“Beni bunaltma, canım ne zaman isterse geleyim sana. Dürüst olmakta fayda var. Ben biraz şeyime düşkünüm. İstediğim zaman istediğimle olmayı severim. Sen beni sıkmadığın sürece senin hayatında var olmayı da istiyorum. Yorma, gideyim istediğime, döneyim sana. ”

En son kavgamızda söyledi bunları. Benim kendime olan kavgam desem daha doğru olacak. Başta söylediği tonlarca cümleyi yoktan sayıyor da içim, son iki kelimeyi düşünüyor da düşünüyor. #döneyimsana

Yani diyor ki, bir yarım hep sana ait olsun, bir yanım sana bağlı, bir yarım seni arzulasın. Hayatımın bir yerinde hep kal.

Şayet âşıksan, bağlıysan aşka, sevdiğinin söylediği tüm kötü şeyler arasından, en güzelini seçip kendine mumdan hayaller yapıyorsun.

Gönül gözüm kör. Yaşatılan düpedüz bilmem ne çocukluğu.

Zamanla öğrenecek miyim ben de kalbime söz dinletmeyi?

Aklım sıra kendimden taviz vermemek için günlerce hiç aramadım onu, hiç mesaj atmadım, bunalmasın, sıkılmasın, dönsün bana gelsin diye hiç rahatsız etmedim. Telefonuma uygulama kurdum, ne yaptığını, ne zaman çevrimiçi olduğunu, sosyal ağlarda paylaştığı her şeyi, gezdiği yerlere kadar takip ettim de, bir nasılsın demedim, diyemedim.

#özledim

Geldi işte, geldi. Beni istedi, beni arzuladı, sevişecek birini bulamadı bana geldi. Barda sabahladı, tuvalette yiyiştiklerine cüzdanını boşalttı, kalacak yeri kalmadı, bana/bende kalmaya geldi.

Bedenim kara bir deliğin içine düşmüş adeta, tutunacak tek bir dalım yok. #aşktanbaşka

İçimin odaları ıssız bir ada, tüm parçalarımda, kendimi onla topluyorum. Yüzüne baktığımda hissettiğim bu inanılmaz şey sayesinde dayanabildiğime inanıyorum. Tüm bunlara keza çarşambalardan da nefret ediyorum, çarşamba geceleri onunla çarşafa dolanmalardan.

Kalbim aşkından ölecek gibi olsa da yüzüm asık. Deli gibi arzuluyorum, istemsizce mahkemede duvarım. Alt tarafı dizlerini vurdu yere. Karşılık versem, gövdem bu araftan çıkıp gövdesine geçecek. Hepsi bu.

Peki, sonra, sonra ne olacak? Yarın bir özledim mesajıma gene mi yazdı Allah’ın cezası diye söylenecek. İçi sıkılacak, adımı duymak ağır gelecek. Onu aramaya, sesini duymaya, yanına gitmeye korkacağım.  #kaybetmemekiçin

Bir daha dünyaya gelirsem, ana rahmine düşmeden pazarlık edeceğim Tanrı’yla. Tek şartım bu durumla baş başa kalmamak olacak. Yara varsa merhemi olur, üzerine sürünce sızısı diner. Yok. Yokmuş, kahretsin ki yokmuş.

Hafta sonları beraber oluyoruz genelde. Hafta ortasında çalışmadığı için gecenin bir yarısı kapım açılıverir. Yirmi sekiz yaşındayım, tam sekiz aydır kendime saygısızlık ederek kurallarımdan, hatta namusumdan taviz vererek mutlu oluyorum.

M u t l u olmaya çabalıyorum.

Mutfağın ışığını açtığını duydum. Hiç sesimi çıkarmadım.

Aklı sıra beni baştan çıkaracak şeyler yapacak.

Buzlu votkayı çok seviyorum. Sek olmayacak, elma suyu ağırlıklıysa dibim düşüyor.

 “Yahu şunu bardağa koyup getiren kim olursa olsun ona her şeyimi veririm.” diye espri yapmıştım bir kez. Gülmüştü, çıkan gamzelerinden öpmüştüm. Tüm acımı o çukura gömdüğümü sanarak tüm ihtimaller inadına öp…

#ihtimallerincanıcehenneme

Buzları bardağa attığını duydum. Yelkenlerin suya inmesi beklenedursun, omuzlarında hıçkırarak ağlayıp sanki ilk kez sevişecekmişim gibi gelsin yanıma. Burnum dudaklarına değsin, beni öpmek istediğinde ellerim göğsünden itelesin, tüm öfkemi dövsün parmaklarım sırtında. Hayır, izin vermeyeceğim yüzümdeki bu öfkeyi yok etmeme. Defalarca edilen yeminimin sonu olsun bu.

Kapı çaldı, önce kimin geldiğini merak etsem de umursamadım. Belki bir incelik yapacak umuduyla gömüldüm yatağıma. Yirmi dakika kadar oluyor. İçerde hâlâ biri ile konuşuyor. Bir kadın kahkahası duydum. Hayal mi derken bir kere daha! Hışımla kalktım yerimden. Siyah uzun saçlı bir kadın vardı salonumda. Masanın üzerinde iki adet kadeh bardağı, yanan mum, o an o mumla eriyen k a l b i m.

 #titredim

-Sen kimsin, burada işin ne?

-Selam ben Nihan, Emre bakar mısın hayatım?

-Efendim bebeem?

-Noluyo, bu-ra-da neler oluyor, biri bana makul bir açıklama yapabilir mi?

-Senden hayır yoktu yavrum, ben de Nihan’ı çağırdım.

-Sen kafayı yedin sanırım, benim evimde başkasıyla mı yiyişeceksin!

-Napayım bebek, senle ayrı güzel, de napsam izin vermedin, kendini iyi hissediyorsan toplu yapalım. Denemiş olursun sende. Ne güzel olur haĞ, zevkin doruklarına çıkarız.

(…)

Bu kadarı olamazdı, olmasındı. Olanları anlatmaya, anlatıları tekrar hissetmeye bile dayanmazken deli gücüyle, o şırfıntının çantasını balkondan savurdum.

-Napıyorsun yağ seğnnn?

-Defolup gidin evimden. Emre yalvarırım çıkıp gidin evimden. Allah beni kahretsin. Bir daha n’olur çıkma karşıma. Karşıma çıkma. Çık-maaaaaaaaaaa.

İnsana, zamana, yüreğe olan inancımı kaybedeli uzun zaman oluyor. Bir gün bu cehennemden kurtulursam; cennet çiçeği dağıtacağım çocuklara.

Ne zor, gerçek olmayacak hayâller kurmak. Gücüm yok.

Tükendim. İyisi mi beni bu eve, bu evin duvarları ile birlikte gömün. Üzerime ağaçlar dikin, çiçekler açsın, kelebekler uçsun.

Kuş olup ağlamak istiyorum dallarında tüm ağaçların. Yeşersinler, yeşersinler diye.

#duaniyetine

 

This article has 1 comment

  1. Tunahan Zorlu Reply

    Böyle insanlarda var malesef, ne güzel dile getirmişsin. Yüreğine, emeğine, kalemine sağlık abi…

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir