BU YAZI ÖNCELİKLİ OLARAK  OGGİTTO.COM DA YAYINLANMIŞTIR.

 

Her romanın bir kahramanı var. Her kahramanın bir romanı. Bu sefer kahraman da roman da belli. Türkiye’de alternatif ve akapella müziğin önemli isimlerinden Cem Adrian.

Şarkıları hayatından bir parça bana kalırsa, açıp okunmaya doyulmayacak kocaman bir kitap ya da yaprak ve yaprakları birleştirebilirsen bir ağaç, ağaçları birleştirirsen bir orman… Onun müziğini dinleyen, dinleten, anlatan, aktaran herkes; yaşamı birkaç adım önde tamamlıyor demek bana göre.

“Rüzgâr eserken yapraklar dökülür/ O berrak yüzünden bir damla süzülür/ Bu ayrılık/ Bu ayrılık kalbinde derin bir yaradır artık/ Güneş batarken/ Çocuklar uyurken/ Başucumda bekleyen/ Yorgun bir melektir/ Her gece/ Sabret diye/ Saçlarımda dolanan/ TANRININ ELLERİDİR.” Diye diye girdi hayatıma,  bağıra bağıra.

Adrian, benim on sekiz yaşım hep. Yugoslavya göçmeni bir ailenin ikinci çocuğu, 30 Kasım 1980 de Edirne’de gelerek dünyaya; sesiyle en güzel ağlatan adam olarak anmama vesile oldu yıllarca. Gerçek adı, Cem Filiz. Sahnedeki soyadını şehrin antik çağlardaki ismi “Hadrianpolis” den alır.

Müzik gibi gönül verdiği, tutkuyla bağlandığı bir ilgisi daha var; saatler. Antika saatler. Adrian, tam bir antika saat tutkunu. Gittiği her yerde peşine düşmüş bu tutkusunun. Sanki tutuverecekmiş gibi geçmiş zamanı, rastladığı her antik saati inceler, kulağına yaklaştırıp sesini dinlermiş.

Dövmelerine de bir gelelim. Makas ve ardı ardına çizgiler; umut tükenince işaretli yerden kesin. Noktalar; kör alfabesi ile aşk. Noktaların altındaki şekil; Berkin Elvan’ın Kaşları. Ve ensesinde Kayıp yazısı…

Hiç televizyona çıkmayan, röportaj vermeyen, radyolarda şarkıları çalmayan ama konserlerinde oturacak yer bulamayacağınız sayılı insanlardan. Tuhaf değil mi… Kesinlikle çok farklı biri, eğrilerinden doğrular yapacak kadar da düz ve samimi.

Adrian: Edebiyat, Felsefe, Sosyoloji. Hatta sanatın tüm dallarını ilgilendiriyor. Şarkılarındaki büyülü edebiyatı çözmenin sırrına erişmek ne güzeldir. Ortaokul yıllarında müzikle ilgilenmeye, besteler yapmaya başlıyor. Sesindeki mucizenin farkında değil. Çalgı aleti olmadığını için çalgı aleti seslerini, sesiyle çıkarıyor.

Fazıl Say şöyle der:  ”Anlatması zor! En peslerden koloratur ötesi en tizlere yayılan, dile kolay, 4.5 oktavlık bir sese sahip. Sahip, evet! İç-sesi olarak da sahip: Duygusuyla, hâkimiyeti ve güzelliğiyle… Bütün bu renk ve ahenk paletine yön veren ‘cem-erkek-sesi, cem-kadın-sesi, cem-çocuk-sesi,  sesleri, ses renkleri ve iç-sesleri… Hassas diyor doktorlar, ses telleri normal insanın 3 katı uzunluğunda…” 

Say, Adrian’ı Bilkent Üniversitesinde Öğretim Görevlisi olduktan sonra keşfetti, daha sonra özel istekle Bilkent’e öğrenci olarak aldı. O yıllarda Bilkent İktisat binasında ki konserle ilgili “Cem’in ilk konserinde iyi ki biz de vardık diyeceğiz yıllar sonra…” dedi. Summer Time’ı Louis Armstrong da dâhil olmak üzere beş ayrı seste söylemesiyle hayrete düşürmüş, şovdan öte; sesinin basstan sopranoya kadar uzanabildiğini göstermiştir.

Fakat bana kalırsa, bu kadar güzel müzik yapan birinin, sadece bin insanda bir görülen bir mucize ile anlatılıyor olması ona büyük haksızlık olur.  Bu durumunu hiç gündeme getirmeyip sanatına odaklanması geniş kitlelere yayılmasının sırrı… Aman diyelim büyüsü bozulmasın. Keza popüler akımın etkisi altına girmek o kadar kolay ki, özgünlüğünü hiç bozmayıp sanatını icra etmesi hem şaşırtıcı hem de sevindirici bir durum.

Ve bana kalırsa, Adrian’ın; sesi, müziği, şarkı sözleri bir bütün. Onu tanımaya karar veren biri hepsini göz önüne alarak incelemeli.

“Her şey çok sevmekten” diyen birini nasıl sevmez ki insan… Severek kaybedenlerin, üzülenlerin, kendi içinde yitip gidenlerin, yalnızların kalabalığı Cem Adrian. Albümlerini incelediğimiz zaman Sonbaharın onu ne kadar etkilediğini göreceğiz. Düşen yaprakların, rüzgârdan dağılmadan tekrar yeşerdiğine de şahit olacağız, uçup gittiğine de. Oturup ağlayacağız pek çoğunda. Boşluğa bakacağız. Dolu gözüken boşluğa bakarak kimseye bir şey söylemeden ısınacağız notalarında. Bolca çocuk, aşk, acı, sokak, yağmur, çığlık, yalnızlık, gözyaşı ve ölüm; tahminimce kendimizle yüzleşeceğiz defalarca. Defalarca!

“Sen, sen, sen giderken/ Bir kalp burada kalırken/ Bir şehri bir tekmeyle benim üstüme yıkarken/ Bir dua dudaklarından düşüp paramparça olurken/ Sen, sen, sen giderken/ Ben, ben, ben kalırken. “

Çok siyah gözüküyor fakat Adrian’ın siyahında dünyanın tüm renklerini bulacağımız kuşkusuz. Şarkı sözlerini yazarken kullandığı dil kesinlikle kendine özgün.  Hoş, her şeyi ile olağandışı. 2012 yılında çıkardığı Siyah Bir Veda Öpücüğü albümünün tüm baskılarını, tek tek siyah bir ruj ile öperek dünyada kalıcı ve samimi izler bırakmanın, aslında hiç zor olmadığını adeta tokat gibi yüzümüze çarpmıştır. Hele bir konserinde ağladığını görmüştüm… O görüntüyü hâlâ saklar, bu kadar samimi olduğu için açar ben de ağlarım. Her seferinde.

“Sen ağlarsan ben ağlarım. Sen susarsan ben susarım. Kalbini alır, alır zaman. Sen gidersen ben kalırım.”

İlk albümü “Ben Bu Şarkıyı Sana Yazdım”. 2005 Şubatta çıktı. Albümün içinde kendine ait on tane beste, iki tane Bilkent Üniversitesin ’inde vermiş olduğu konserden kaydı bulunmakta. Albümdeki şarkıların isimleri şöyle: Ben Bu Şarkıyı Sana Yazdım, Aspiration, Bana Özel, Kimler Geldi Kimler Geçti, Harbe Giden Sarı Saçlı Çocuk, Hayat-Ben, Edirne Hatırası, Cluster, Merdivenler, Cem Session, Summertime, Uzun İnce Bir Yoldayım.

Prodüktörlüğünü ve şarkı sözlerini kendisinin üstlendiği ikinci albümü “Aşk Bu Gece Şehri Terk Etti”, 2006 yılı Aralık ayında piyasaya çıktı. Albümde konuk olarak; Umay Umay, Denizhan ve Suicide yer aldı. Albümdeki şarkı isimlerinin bütünü dahi ayrı bir anlam, nasıl mı:  Aşktan Korkma, Aşk Bu Gece Şehri Terk Etti, Düğüm, Yağmur (feat Denizhan), Bana Özel (feat Umay Umay), Sonbahar, Yalnız da Ayağa Kalkabilirim,  Vazgeçme, Ben Geldim, Sessizce, Yağmur, Kar, Merdivenler.

2007 yılı Temmuz ayında çalışmalarına başlanan, prodüktörlüğünü kendisinin üstlendiği, albüm kayıtlarından, şarkı sözüne, müziklerinden, aranjelerine kadar kendisinin yaptığı dördüncü profesyonel çalışması “Tanrı’nın emri aşkı” anlatan “Emir” albümü, 26 Aralık 2008 tarihinde piyasaya çıktı. Albümde konuk olarak; Hayko Cepkin ve Pamela Spence yer almıştır. Şarkılarının isimleri de şu şekilde: Tanrının Elleri, Emir, Aşk Hep Sen de, Anladım (feat Pamela), Yollardayım, Hoşçakal, Kelebek, Yine Geldi Sonbahar, Bir Melek Ölürken, Hiçbir Yer, Masal Şarkıssssı

Emir albümünün kayıtları sürerken 2007 yılı sonunda kayıtlarına başlanan, sadece piyano kullanılarak hazırlanan serinin ilk albümü olan “Essentials / Seçkiler – Etnik” 2008 yılı Haziran ayında piyasaya çıktı. Türküleri bu kadar güzel yorumlaması farklı kitleler tarafından da dinlenmesine sebep oldu. Yorumladığı türkülerse şunlar: Dostum, Ayrılık, Odam Kireçtir Benim, Ay Gız, Geçti Dost Kervanı, Ben Annemi Özledim, Çanakkale Türküsü, Yemen Türküsü, Ah Bir Ataş Ver, Al Fadimem, Gel Gör Beni.

Beşinci stüdyo albümü olan, “insanın dönüp dolaşıp varacağı yerin yine kendisi olduğunu” vurguladığı “Kayıp Çocuk Masalları”, 25 Aralık 2010 tarihinde piyasaya çıktı. 12 parçadan oluşan albümün tüm şarkılarının söz ve müziği gene Cem Adrian’a ait. Albümde Murat Yılmazyıldırım ve Aylin Aslım ile düetleri bulunmakta. Şarkıların isimleri: Kayıp, Bir Katilin Ellerinde, Sen Benim, Bana Ne Yaptın, Herkes Gider mi, Unutursun, Ağladıkça, O Kirpik hâlâ  Ben de Sevgilim, Islak Kelebek, Yarım, Benden Sonra, Tanrı Aslında Sever Hepimizi.

18 Eylül 2012 tarihindeyse altıncı stüdyo kaydı olan “Siyah Bir Veda Öpücüğü” adlı albümünü çıkardı. Albümde 12 şarkı bulunmakta. “Hani Bazen” adlı şarkıda Ayten Alpman ile Cem Adrian düet yapmıştır. Sınırlı Sürüm… Öpücük Sürümü… TÜRKİYE’DE… Şarkılar: Mutlu Yıllar, Beni Hatırla, Yalnızlık, Hani Bazen, Hoş geldin, Şimdi, Bugün Sana Bir Şeyler Anlatmam Gerek, Sen Hep Böyle Kal, Sen Yağmurları Sevdiğinde, Sen Ağlarsan, … ( Tüm Ölü Melekler İçin Bir Dakikalık Saygı Duruşu), Elveda.

Cem Adrian yedinci albümü olan “Şeker Prens ve Tuz Kral”ı 3 Eylül 2013’te müzikseverlere sundu. 11 şarkıdan oluşan albümün tüm söz, müzik ve düzenlemeleri Cem Adrian imzası taşımakta. Yıllarca kulaklardan silinmeyecek bu albümdeki şarkıların adları da: Ben Seni Çok Sevdim, Sen Ağlama, Beni Affet Bu Gece, Tek Kişilik Aşk, Şeker Prens Tuz Kral, Kurtar Beni, Hala, Kalbim, Biz Senle, Şimdi Rahat Uyu, Masalın Son Şarkısı.

2014 yılında çıkan “Sana bunları Hiç Bilmediğim Bir Yerden Yazıyorum” Cem Adrian’ın profesyonel müzik kariyerinin 10. Yılına denk gelen hikâyesi. Tüm söz, müzik ve arenjeler Cem Adrian’a ait. Agresif soundu ile hem tanıdık hem de başka bir Cem Adrian Albümü… Kayıtları Ankara ve İstanbul’da 3 ayda tamamlanan albümün konukları Şebnem Ferah ve Sagopa Kajmer. Albümdeki Şarkılar: Sana Bunları Hiç Bilmediğim Bir Yerden Yazıyorum, İnce Buz Üstünde Yürüyorum ( feat Şebnem Ferah), Sana Sarılınca, Hayatın Ellerinden Düşüyorum, Beni Bırakma, Kanarım, Seni Kaybettim, Artık Bitti (feat Sagopa Kajmer), Bir Sebep Göster Dayanmaya, Aşk Hiç Bitmez, Her Şey Çok Sevmekten, Beni hâlâ  Öldürüyorsun.

2016 yılında çıkardığı “Seçkiler 2” Albümünde Albümde Ali Kızıltuğ, Âşık Daimi, Âşık Emrah, Abdürrahim Karakoç, Neşet Ertaş, Musa Eroğlu, Mehmet Özcan gibi ustaların eserlerinin dışında anonim eserlere de yer verildi. Bu albümünde şu türküleri yorumladı: Telli Turnam, Neredesin Sen, Mihriban, Ne Ağlarsın, Gaziantep Yolunda, Ela Gözlüm, Değmen Benim, Allı Turnam, Sivas’ın Yollarına, Öf Öf, Sarı Gelin.

Hepsinden öte; yaptığı çalışmalarını da unutmamak gerekiyor tabii ki… Birçok sanatçının görmezden geldiği ya da önemsemediği sosyal sorumluluk projelerinde onun adını duymanız mümkün.  Kaç tanesinde içimin titreyişini durduramadım, kaç tanesinde iyiliğin hâlâ  var olduğunu gördüğüm için kendimi yere göğe sığdıramadım.

Bana kalırsa, kalsın bir şeylerin sorumluluğu bana. Birini insan olarak sevmenin güzelliğini kavramak çok güzel çünkü! Tekrar ediyorum. Televizyona çıkmayan, şarkıları radyolarda çalınmayan, magazin programlarında adı geçmeyen, bir yerde skandal olmayan bir adamın, bir müzisyenin, bir dehanın hepsinden de öte bir insanın kalbim/izde böyle güzel izler bırakması oldukça sevindirici.

Dilerim Adrian;

Sabaha kadar çal, ömrümün sonuna kadar da söyle.

Görüşmek üzere.

 

This article has 3 comments

  1. Demet Reply

    “Asya Akmen” Bir kadının da bu kadar yüzsüz olup bir erkeğin peşinden bu kadar koşması garip değil mi diye… acı verici…

  2. Figen Uğur Dölek Reply

    İnsana bakabilmek… İnsana, notaların/müziğin üstünden, harflerin/edebiyatın üstünden, sevgiyle/yürekten yüreğe bakabilmek… Cem Adrian’ı ve seni aynı sayfada bulmak, senin kaleminden onu dinlemek… İkinizi de seviyorum, hep var olun hayatımda.

  3. Rasiye Yürükçü Kaner Reply

    Ne kadar güzel anlatmışsın yüreğine kalemine sağlık.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir