Yaşanmışı hikâye gibi anlatmak, okuyucunun daha ilgi alanında, daha bir dikkatinde. Dil nesnelliğinden kurtulup kendi öznelliğini oluşturduğu zaman fayda sağlayan bir bütün. Yaşar Kemal’in öykülerinde bu tamamlanmışlıkla karşı karşıya gelmek kaçınılmaz. Anadolu’daki yaşam tarzını, toprak kokan insanı daha güzel anlatan birine rastlamak oldukça ama oldukça zor. Onun dili, kesinlikle içimizden bir parça. Adana’da nasır tutmuş kızın avuçları, Fırat’ın yonca yıkayan oğlanı, Çukurova’nın göbeğinde açan ayçiçeği…

Yazdıklarının toplum tarafından bu kadar kabullenilmesi, insanı insan dilinden anlamasında saklı. Onu okurken zaman ve mekân duygusunu, harf harf hissetmek mümkün. Bunun yanı sıra toplumun davranış şeklini, hatta bireyin davranışlarını da; onların diliyle onlara aktardığı aşikâr. Kitabı, Sarı Sıcak’tan Yatak öyküsünü örnekleyelim. Okuluna devam etmek için çalışmak zorunda olan iki çocuğun öyküsüdür Yatak. Daha da doğrusu çalışmak zorunda ve kalacak yeri olmayan Durmuş Ali’yle arkadaşının hikâyesini anlatır. Olay birkaç ay içinde; istasyon, otel, mahalle meydanı ve bir evin damında geçer. Yan karakterler Yusuf ve otele gelen iki kadındır. Kahramanlarımız istasyonda uyurlar, burayı ev bellerler. Bir gün Yusuf gelip de onlara evlerinin damında kalabileceklerini söyleyince yataklar Yusufların dama taşınır.

Çocukken aynısını ben de yapardım. Ayvalık geceleri başkadır yaz aylarında. En az güneydeki kadar. Biz de dam değil teras diyorlar; ne güzel şey/dir yıldızları sayarak uyumak…

Bizim çocuklar da akşam olunca bırakıyor dünyanın derdini, yıldızlarla uyuyorlar. Her şeyin inadında, yarın ne olacak sorularını susturmaya çalışıyorlar geçen zaman boyunca. Gel gelelim, gelip çatıyor yağmur mevsimi. Gelmez olsundu. Yersiz yurtsuz kalıyor birden bire. Yatakları yağmurdan islim gibi ıslanıyor. Geceliği on kuruşa bir otelin koridoru ile anlaşılıyor,  ıslak yataklar oraya taşınıyor. Gecenin kör vaktinde iki kadın geliyor otele, kibrit istiyor bizim çocuklardan, neden uyumadıklarını soruyor sonra. Durmuş Ali tam her şeyi anlatacakken anlatıcımız kapatıyor çocuğun ağzını. Öfkeleniyor da oldukça. Uykumuz yok deyip tersliyor kadınları. Saatler geçmiyor, sabah olmak bilmiyor, üşümekten ziyan oluyorlar. Bir ara ısınmak için, titreye titreye ıslak yataklardan kalkıp parka kadar koşuyorlar…

Tam bu bölümü okurken içimden bir şeyler koptu. Sıkıntıları kocamanken kimseye bir şey belli etmeden yaşamak nasıl ola? Kimse bir şey anlamasın diye ıslak yatağa kaç… Ah! Unutmak ile unutmaya çalışanın yarası aynı değil. İnsan bu ya, yarasını pamuklarda saklıyor. Saklıyor ki yara da yar/aralanmasın.

Kimse seçerek gelmiyor hayatını. Kiminin sırtında çuval dolusu yük, kiminin de başının altında kuş tüyünden yastık. Nefes almaya aciz kalınca, ne yapacağını şaşırıyor doğal olarak. Gene de muhteşem bir dik duruş var. Bazen ait olmadığı olgunlukla davranabiliyor insan. Çocuk kalbinde açılan yaraları bilmezden gelip dünyanın kahramanı sayabiliyor kendini. 

Durmuş Ali, anlatıcıya göre daha kuş yürekli. İçindekini karşı tarafa düşünmeden iletme telaşı içinde, daha çocuk, daha masum, aklında ne varsa tak diye söyleyenlerden.

Peki ya anlatıcı… O çocuk değil mi? Aralarında bir kaç yaş olmasına rağmen daha mağrur, daha temkinli. Buna keza acısı öfkesini tetikliyor zaman zaman.  Gene de yarasını örtbas etmek için susuyor da susuyor. Kimse bir şey anlamasın diye öfke kusup gözlerini kaçırıyor. Belki de çocukluk aşkını yaşayacağı yaşlarda, dünyanın tüm yükü omuzlarında…

Durmuş Ali, her ne kadar daha çocuksu dursa da, çocuk olmadan büyüyenlerden. Bilsin istiyor herkes. Her geçene anlatmak istiyor derdini. Kimseden medet umduğu da yok. Yarası hafiflesin istiyor sadece. Hafiflesin ki daha da katlanır olsun bu dünya.

Ki insan neden girip uyumaya çalışır, ıslak yatak üzerinde?

Görüldüğü üzere Yaşar Kemal okurken kâh Durmuş Ali oluyor kâh kendimiz olup  başlıyoruz zamanda yolculuğa. Bu inanılmaz bir başarı bana kalırsa ve bana bırakılmadan edebiyatın mihenk taşlarından Yaşar Kemal.

Saygıyla, özlemle.

Görüşmek üzere.

 

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir