Leyli Sanat ve Sinedebiyat Dergisine teşekkürle.

Bir çığlıktı benim edebiyatım, tonlarca yüreğe dokunduğum ama tutunamadığım…

Sesim gırtlağımdan kesiyor,
Sabahın köründe, piç hissiyatlar peydahlıyorum güne.
Bendeki bu hâl /yeni/den yetememe.

Temizliyorum kirleniyor.
Tutuyorum bırakıyor.
Çekiyorum itiyor.
Seviyorum.
Gidiyor.
Hayat okuduğum kitaplarla devam ediyor.

Sahi, ben ölünce okuduğum kitaplara ne olacak?

Acı salt.
Terk edilmiş bir adamın acısıyla adet sancısında bir kadının ağrısı aynı olduğu gibi,
Sevdiğine kavuşan biri ile istediği her şeyi elde edecek kudrete sahip olanın mutlu olabilirliği aynı değil.
Gösterdim çok kez, yaşayınca katlanılmaz olan herhangi bir şeye tebessüm edebilmeyi.
Velhasıl kim bilir, belki benim umudum budur.
Unutmuşumdur, umudu gerçek üstü bir yerde.
Böyle bulup böyle yaşıyorumdur.
Böyle insan, böyle mutluyumdur.
Beni böyle sevmeyi denesene?
Ya da sevme.
Seçme.
Söyleme.

Kahvem taşıyor farkına varmıyorum.
İçimde bir şeyler her geçen gün daha da eksiliyor.
Her geçen gün daha da azalıyor saçlarım.
Dünya.
Burası koca bir delik.
Bıraktıkları boşluk, tam delirmelik.

Okuduklarım karşısında, salonun ortasında, dizlerimi yere vura vura, ağlıyorum.
Kimi zaman da sevinçten tavana yapıştırıyorum kahkahamı.
Tek çıkışın harflerde olduğuna inanıyorum.
Her şey kötü ve ben kitaplara sığınıyorum.

Ağladığım şiirlerden yaptım kalbimi, beş yüz kapılı içimin odalarında.
Yüzümü yırtıyorum şehrin boş sokaklarına.
Yüzümü. Yüzümü. Yüzümü.
Cennet tozlarını sakladım naralarıma.
Bu cehenneme biraz daha katlanmak uğruna ay ışığının nidasıyla örttüm üşüdüğüm vakitleri.
Yükseklerden bakınca ışıklar görünürmüş anladım.
Şu koca pencerenin arkasında koca deniz, o denizin altında siyah bir batak, ağladım.
Dayanamadım.

Bir kez âşık oldum, onda da aldatıldım.
Sonra da sevemedim hiç kimseyi.
Öyle çok kaybettim ki, öldüğümde, asla affetmeyeceğim bu yaşamı.
Tüm kirli yüzleri not ediyorum bir kenara.
Mutlu bir hayat, çok para ve tutkulu bir aşkın peşinden koşuyorlar.
Kayboluyorlar.
Bunları anlatabilmek yazmaya itiyor beni.

Kızıyorlar, belki haklılar.
Fakat ben de haklıyım.
Cami imamının, kuran kursuna gelen kadınla seviştiğini de anlatmak istiyorum,
O kadının kocasına ihanetinden, günde beş vakit yüzüne tükürmek istediğimi de.
Polis memurunun yakışıklı bir herife ceza kesmek yerine koli keserek hesaplaştığını da,
Gizli kapaklı yenen her haltın çetelesini tutmayı da.
Anlatılanı, yaşanılanı, duyduğumu, gördüğümü ibretle izlemeye devam ediyorum.
Helak edilen tüm iyi niyetler adına, bir tanrı gibi, günahlarını vuruyorum insanların yüzüne.
Arkadaki bahçeleri yazmak istediğimde korkmaya başlıyorum.
İnsanlar kendileriyle yüzleşmek yerine benden nefret etmeye başlıyor.
Onlar çoğalıyor, ben yalnızlaşıyorum.
Ölecek miyim, öldürülecek mi, beni yakacaklardır belki. Olsun.
Böyle özgürleşiyor, böyle nefes alıyorum.
Çok öpüyorum.

Gülümse çekiyorum.

This article has 4 comments

  1. Ayşe Reply

    Merhaba Emrah yazının okuma keyfi yerindeydi. Lakin bir kadın olarak diyebilirim ki adet sancısı kesinlikle terkedilmeyle aynı değildir. Demem o ki gülümsedim bu benzetmene. Kalemine yüreğine sağlık.🌼💜

  2. Erdinç Evren Reply

    insanlar kendileriyle yüzleşmek yerine benden nefret etmeye başlıyor.
    Onlar çoğalıyor, ben yalnızlaşıyorum.
    Ölecek miyim, öldürülecek mi, beni yakacaklardır belki. Olsun.
    Böyle özgürleşiyor, böyle nefes alıyorum.
    Çok öpüyorum.

    Gülümse çekiyorum.

    Uğur Mumcu’yu anımsattı bana bu dizeler, bir tuhaf hissettim. Çok güzel olmuş.

  3. Ebru Bayar Reply

    Yine özenle seçilmiş vurucu sözcükler, doğal ama keskin anlatım insanın içine işliyor. Tebrikler Emrah Sağlam.

  4. Figen Uğur Dölek Reply

    “Sahi, ben ölünce okuduğum kitaplara ne olacak?” demişsin ya hani,
    bildiğim, kitapların böyle bir derdi yok, o ehil bir ele konuyor eninde sonunda, bir biçimde okutuyor kendini, iş, varsa niyetin, onun içini doldurabilmekte, dolu olanlarından kendine akıtabilmekte, ne kadar şanslı olduğunu görüyor musun; ikisine de sahipsin.
    Sayende biz de…

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir