Bir daha buraya geleceğimi düşünmüyordum. Durdu, sevinir gibi oldum. Küçücük delikten izledim boşvermişliğini, umursamazlığını. İstedim ki açılmasın. Açtı kapıyı, sarıldı, elleri ile boynumu okşadı, öptü. Tüm öfkem geçti o an. Ya sonra. Böyle heder ettim kendimi, zaaflarım yüzünden ödün vererek erittim iklimlerimi.
Kızamazsın, söz geçiremiyor insan yüreğine.

Omuzlarına yaralarımla koymadım başımı. Gidenlerim de gittiklerim de kalbimde yeni yaralar açtı.
Yeni yaralar aç.

Güneş milyarlarca kez battı. Denizin canını tuzuyla yaktı. Boşluklara hesap sorulmadı. Yıldızları izliyorum gözlerim kapalı. En fazlam, tek eksiğim. Ezelimi bildim, yaşamı ve ölümü. Kalbimin terini kurutsun diye içtiğim kahveleri bildim. Bir de canımın acısını dindirsin diye okuduğum kitapları, dinlediğim şarkıları ve yıkandığım terini senin. Heyhat. Dağıt beni.

Başımdan kollarıma, kollarımdan gökyüzüne fırlattığım da ne? Bağırırken alçalan sesim. Burası kalbim. Gelsene. İçimdeki boşluk tam delirmelik. Kırgınım ezan sesine. Sana bu kadar inanmışken son var, sonrası yok. Yeryüzüsün gökyüzü derinliğinde. Ben yeraltında bir bilmece, bilme bence.

Elli yıl boyunca beklediğim, atmış dakika tenine karıştığım şeyleri aynı sürede kaybettim. Benden çok fazla bir şey beklemeyin. En fazlam, tek eksiğim. Kaldır yüzünü, başımın omzuna rastladığı kadar. Yok oluş dediğim gecelerde daha var oluyorum, gözlerimi yıldızlara dikerek sayıklıyorum adını.

Hepsine keza gökyüzünde yıldızsın daha. Kayıp gitsen de avuçlarımın arasından, tuttuğum dilek oluyorsun en fazla. Dönüp dolaşıp kapına geliyorum. Her zerreme seni karıştırarak öldürüyorum kendimi, benzeyerek sana… Bezenerek kanıma.

Ne tuhaf. Bu son gelişin. Bundan sonra sadece şarkılarla yüzleşiriz. Gelsem, aklına gelirim. Geçsen, bizim sokaktan geçersin de kapımı çalamazsın. Birlikte dinlediğimiz şarkılara oturup ağlarsın da başını koyacak yer bulamazsın.

Denizime dalsan, bir balık ağlayacak. Tadım bu, tuzum da. Adanmışlığın benim, bu kadar aldatmışlığın varken hem de. Hayat kısa mı ne? Yoksa sen mi uzunsun bu kadar. Sana anlatacağım en uzun masal,
K A L . . .

Amma masal işte, masal. Avuçlarından öpüyorum. Develere, pirelere sitem ederek siliyorum gözyaşımı.
Kaç şarkı daha geçecek yakınımdan, kaç şehre daha gideceğim ve bulamayacağım kendimi. Kaç defa daha yokum. Kaç milyar varsın. Söylesene?

Gün gelecek su ters akacak ve sen de karışacaksın bana. Şimdilik böyle kalsın. Son bir kez öp. Böyle yarım. Böyle yalan. Unutalım. Utanalım. Bitmedi daha. Devamı var. Tüm bu olanlar, olmayanlar.
Lütfen, kapıyı kapatalım. Beni de buraya hiç gelmemiş sayalım.
~

This article has 4 comments

  1. Ebru Yücesoy Bahar Reply

    ‘Develere, pirelere sitem ederek siliyorum göz yaşımı’
    Harika. Tebrikler Emrah Sağlam.

  2. Figen Uğur Dölek Reply

    Sana anlatacağım en uzun masal,

    K A L . . .

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir