Ceketinin yakasını düzeltiyor. Siyah bir deri mont, tüm sırt hatlarını ortaya çıkarmış, beli ipince, arkasını dönüp etraftakilere selam veriyor, kolyesine takılıyor gözüm, düz gümüş renginde bir zincir, siyah kazağının üzerinde o kadar güzel durmuş ki…

Göz göze geliyoruz en sonunda, bu defa rüya değil, hayal de değil, düpedüz gözleri değiyor gözlerime, yüzü apaydınlık, saçlarını ortadan ikiye değil de kalbinden tarafa atmış bu sefer, içim gıcıklanıyor, bacaklarımdaki tüyleri hissediyorum, kasıklarımdaki uyuşukluktan kaçarak nasılsın sorusuna tüm hissettiklerimi hiçe sayan bir iyiyim bırakıyorum. Yüzüm put gibi, gözlüğümün siyah çerçeveleri arkasına saklanıyorum, bembeyaz tenini bırakıp üzerime, çıkıyor kapıdan, kalakalıyorum.

Bu öykünün tamamı Edebiyatist dergisinin Eylül-Ekim 2019 sayısında yer almaktadır.

Dergiyi kitabevlerinden ya da https://www.edebiyatist.com/urun/edebiyatist-sayi-25/ üzerinden satın alabilirsiniz.

 

 

 

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir